Ana içeriğe atla

Caligarizm ve Bilinçaltı


Dün gece ilk defa sessiz bir sinema filmi izledim. İlk için iyi bir tercih mi emin değilim ama filmimiz : Dr. Caligari'nin Muayenehanesi. (İzlemek isteyenler için izlediğim adres: burda )


Neler hissettim nelerrr.. Gerilmeler, kasılmalar...

Ayrı bir tadı var. Orası muhakkak. Yalnız o abartılı hareketler, jestler, mimikler, bunlara uygun müzikler ve bazen boğucu derecede karışık dekor yok mu? Hayır hayır gece korkudan uyuyamayacak kadar değil de, izlerken huzursuz edecek kadar.

Film hakkında ufak bir araştırma yaptım, bu araştırmacılığı seviyorum. Filmin psikolojik filmlerin ilk örneği olduğunu gördüm, bu önemli :) Aynı zamanda "Dışavurumcu Sinema"nın başlangıcı olarak kabul edildiğini öğrendim. Evet benim içinde bir anlam ifade etmedi ama merakıma yenilip araştırmaya devam ettim, bu araştırmacılık bazen uykusuzluğa sebep olabiliyor.

Film boyunca gördüğümüz o abartının aslında hastalıklı bir aklın çarpıklıklarını vurgulamak için yapıldığını ve bu akımın genel özelliğinin de bu olduğunu öğrendim. Çünkü sinemada dışavurumculuk bilinçaltının perdeye yansımasıymış. Tabi bunu sonradan anlıyorsunuz, yani hastalıklı bir aklın varlığını :) Film süresince bazı tuhaflıklar olduğunu sezmemek mümkün değil ama sonun bu olacağı, özellikle 1920 yapımı bir film için çok mümkün değilmiş gibiydi. Daha fazla bir şey söylemeyeyim ben yahu izleyin. İzleyin izleyin...

Yalnız burda bir şey hatırlatmak istiyorum. Günlük hayatta, normal-anormal ayrımı bu kadar net olamıyor. Sadece "haa o mu biraz değişik bi insan." deniliyor. Keşke her insana psikolojik problemler hakkında bir farkındalık sağlayabilsek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gelişim Dönemleri Işığında Ebeveyn-Ergen Çatışması

“Bugünün gençleri lüksten hoşlanıyor. Kötü davranışlar benimsiyor, olumsuz tutumlar kazanıyor. Beden eğitimi ve sporla ilgileneceklerine boş sözlerle zaman geçiriyorlar. Öğretmenleri önünde bacak bacak üstüne atıp bildiklerini okuyorlar. Misafirin önünde gelişigüzel konuşuyorlar. Yaşlılara saygı göstermiyorlar. Onlar odaya gelince yerlerinden kalkmıyorlar. Sofrada güzel yemekleri kapışıyorlar, çok yiyip içiyorlar.”
Sadece bu çağa özgüymüş gibi görünen bu söylemler aslında MÖ 450 yıllarında yaşamış olan Sokrates’e ait. Devirler değişse de cümleler değişmiyor. Eski kuşak, yeni kuşağı benzer sebeplerle eleştiriyor. Bu evrensel ve ortak çatışmanın arka planında iki tarafın yaşadığı adaptasyon sorunun olduğunu düşünüyorum; çocukluktan ergenliğe geçen evlatla, gençlikten yetişkinliğe geçen ebeveynin hem kendi hem de birbirlerinin değişim süreciyle ilgili yaşadığı uyumsuzluk sorunu. Yani yıllardır süren “ergenlik döneminde gencin yaşadığı olağanüstü değişim”i çatışmanın tek sebebi olarak gö…

KÜÇÜK KARA BALIKLAR VE AYRILAMAYANLAR

Sahip olduğum ilk hikaye kitabıydı "Küçük Kara Balık". Ne çok sevmiştim bilseniz! Küçük kara balığın merakıyla meraklanıp, ayrılığıyla hüzünlenmiştim. Gidişi korkutsa da desteklemiştim. Benim için özgürlüğün sembolü olmuştu. Zorlu yolculukların pes etmeyen savaşçısıydı. Aradan yıllar geçti. 4 yıllık bir PDR lisansı, 2 yıllık bir Klinik Psikoloji yüksek lisansı, 3 yıllık bir Psikoterapi Eğitimi ve daha pek çok eğitim sığdırdım ben bu yıllara. Çok okudum, çok araştırdım, çok öğrendim... Öğrendikçe anladım ki her şey küçük kara balığın ayrılmaya karar verdiği anda başlıyor. O kararı veremediğin zaman hayat senin hayatın olmaktan çıkıyor. Annenin, babanın ya da sana bakan ve ayrılamadığın herhangi birinin hayatı oluyor. Yaşın ilerledikçe ayrılamadığın kişiler değişiyor. Bazen öğretmeninden ayrılmak istemiyorsun, bazen sevgilinden... Ayrılmaya karar vermek tek başına kalmak demek çünkü. Kimse tek başına kalmak istemiyor. Ayrılmaya karar vermek belirsizlik demek çünkü. İnsan bilme…

Ilişki Örüntüleri

Merhabalar. Gecenlerde rastladigim ve cok begendim bir kisa filmi paylasmak istedim bugun. Bu kisa filmde sağlıklı/sağlıksız bircok iliski turunu bulabilirsiniz. Sevgi diye tanimlanan ancak  ozunde bir otekini görmeden sadece bireysel ihtiyaclar yuzunden  yapilan davranislar var. Gecmisten getirdikleri yuzunden bir turlu gercek bir iliski kurulamayan partnerler ve yalitilmis hayatlar var. Ucarak baslayip, cakilarak sonlanan gercekten kopuk iliskiler var. Narsisist, borderline, sizoid ve nevrotik dedigimiz kisilik yapilari ve hapsolduklari donguleri var. Birbirini anlamaya calisan ve farkli fikirlerden beslenen esit ve saglikli iliski de var.
Anneler, babalar, cocuklar, çiftler... Herkesin kendinden bir seyler bulabilecegine inaniyorum. Iyi seyirler 🎈