9 Ocak 2013 Çarşamba

Caligarizm ve Bilinçaltı

Dün gece ilk defa sessiz bir sinema filmi izledim. İlk için iyi bir tercih mi emin değilim ama filmimiz : Dr. Caligari'nin Muayenehanesi. (İzlemek isteyenler için izlediğim adres: burda )

Neler hissettim nelerrr.. Gerilmeler, kasılmalar...

Ayrı bir tadı var. Orası muhakkak. Yalnız o abartılı hareketler, jestler, mimikler, bunlara uygun müzikler ve bazen boğucu derecede karışık dekor yok mu? Hayır hayır gece korkudan uyuyamayacak kadar değil de, izlerken huzursuz edecek kadar.

Film hakkında ufak bir araştırma yaptım, bu araştırmacılığı seviyorum. Filmin psikolojik filmlerin ilk örneği olduğunu gördüm, bu önemli :) Aynı zamanda "Dışavurumcu Sinema"nın başlangıcı olarak kabul edildiğini öğrendim. Evet benim içinde bir anlam ifade etmedi ama merakıma yenilip araştırmaya devam ettim, bu araştırmacılık bazen uykusuzluğa sebep olabiliyor.

Film boyunca gördüğümüz o abartının aslında hastalıklı bir aklın çarpıklıklarını vurgulamak için yapıldığını ve bu akımın genel özelliğinin de bu olduğunu öğrendim. Çünkü sinemada dışavurumculuk bilinçaltının perdeye yansımasıymış. Tabi bunu sonradan anlıyorsunuz, yani hastalıklı bir aklın varlığını :) Film süresince bazı tuhaflıklar olduğunu sezmemek mümkün değil ama sonun bu olacağı, özellikle 1920 yapımı bir film için çok mümkün değilmiş gibiydi. Daha fazla bir şey söylemeyeyim ben yahu izleyin. İzleyin izleyin...

Yalnız burda bir şey hatırlatmak istiyorum. Günlük hayatta, normal-anormal ayrımı bu kadar net olamıyor. Sadece "haa o mu biraz değişik bi insan." deniliyor. Keşke her insana psikolojik problemler hakkında bir farkındalık sağlayabilsek.

Hiç yorum yok: