14 Şubat 2015 Cumartesi

Godot'yu Beklerken



belki inanmayacaksın ama ben bu şiiri ellerimle yazıyorum sevgilim 
çünkü benim gömdüğüm kızlar ara sıra boğulur 
ve laik aşk çarpık toplumlaştırır, doğurma ne olur. 
sirk deseler tek hırkam var, çatışmada bıraktım. 
şimdi gidip beckett okuyacağım, beni de seyret tanrım! 
öfkemi devletle bir toprağa gömüyorum 
aklımsa çamura saplandı saplanacak
şems çeker çıkarır kitabı havuzdan; kuru 
ertan, alsana şu tüfeği duvardan benim ellerim ıslak.  
Onur Ünlü 

Harçlıklarımı biriktirerek aldığım ilk romandan bu yana (12 yaşıma denk geliyor) biriktirilen paralarla ilgili yapılacak tek şey kitap almakmış gibi davranıyor olabilirim. Okuduğum kitaplarda satır aralarında geçen yazarları araştırıp 3-5 kitabını kütüphaneme eklemeden duramamam da o yaşlara dayanıyor. Beckett benim için satır arasında keşfedilen bir dünya oldu. 

Beckett'le birlikte Godot'yu bekleyen ve tüm umutlarını Godot'ya bağlayan iki insanla tanıştım: Vladimir ve Estragon. Onlarla birlikte ben de bekledim ve aslında çok aşina olduğum bir iş olduğunu farkettim yaşayan herkes gibi. Beklerken umut vardı, izlerken çaresizlik. Tam bir varoluş sorunu, derinden bir bulantı. Gitmek isteyip cesaret edememek. Kıyasıya savaşan yaşam ve ölüm dürtüleri ile birlikte yapılan türlü savunmalar. Unutmasak yaşayamazdık diye düşündüm mesela ve hayatın oyalanmak için yapılan işlerden ibaret olduğunu. Sonra birden Pozzo geldi. Anlamsızlığını para ve güçle anlamlandırmış egemen sınıf. Yalnız da değil ezilen, karşı çıkamayan, iradesiz köle Lucky ile birlikte. Godot mu ? Hayır gelip gelmediğini söylemeyeceğim. Okuyun, okuyamıyorsanız izleyin 






"- Gidelim. 
- Gidemeyiz. 
- Neden? 
- Godot'yu bekliyoruz."


"Bütün bildiğim şu: saatler geçmek bilmez ve bu koşullarda bizi, vakit geçirmek için türlü türlü -nasıl desem- ilk bakışta makul gözüken, ama zamanla monotonluğa dönüşecek oyunlara başvurmaya zorlar. Böylece aklımızı kaybetmekten kurtulduğumuzu söyleyebilirsin. Kuşkusuz doğru. Ama aklımız uzun süredir dipsiz derinliklerin betimsiz gecelerinde dolanıp durmuyor mu zaten? Bunu bazen soruyorum kendime."

Hiç yorum yok: