kartal pedagog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kartal pedagog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2017 Salı

DİKKAT! DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU




“Hocam bizim çocuk çok zeki ama şu dersin başına bir türlü oturtamıyoruz, oturmayı sevmiyor.”
“Başkalarının çocukları akıllı uslu oturuyor bizimki düz duvara tırmanıyor.”
“Dersini yapıyor yapmasına ama defteri baştan aşağı yanlışlarla dolu, sürekli hatalar yapıyor.”
“Derste 5 dakika durmuyor ama saatlerce bilgisayar oyununa odaklanıyor.”
“Söylediklerimi hiiiiiç dinlemiyor, bir kulağından giriyor diğer kulağından çıkıyor.” gibi cümleleri siz de duymuşsunuzdur. Bunları duyduysanız Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite’yi de duymuş olmalısınız ya da duymanız an meselesi. Aslında gelişimsel olarak normal olan hareketlilik bazen anne-baba-öğretmenlerce Hiperaktivite olarak adlandırılabilirken, bambaşka sebeplerden kaynaklanan dalıp gitme, ödevlerde hatalar yapma gibi davranışlar dikkat eksikliği olarak etiketlenebiliyor. Peki gerçekte nedir dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu ve de en önemlisi ne değildir?
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu bir hastalık değil, nörogelişimsel bir bozukluktur ancak nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Genetik materyalimizin ve çevrenin etkisi olduğu tahmin edilmektedir.

DSM-5 ‘e göre;

  • ·       Çoğunlukla ayrıntılara özen göstermezler. Derste, işte ya da başka etkinlikler sırasında dikkatsizce yanlışlar yaparlar. Ayrıntıları gözden kaçırır, atlamalar yapar hatta bazen komple yanlış bir işi yapıyor olabilirler.
  • ·       İş yaparken ya da oyun oynarken çoğu zaman dikkatini sürdürmekte güçlük çekerler. Ders dinlerken, uzun konuşmalarda veya okumalarda odaklanamazlar. Dersten derse, oyundan oyuna atlayabilirler bu yüzden.
  • ·       Doğrudan kendisine doğru konuşulurken çoğunlukla dinlemiyor gibi görünürler. Aklı başka bir yerdeymiş gibi davranırlar.
  • ·       Verilen yönergeleri izleyemezler, sıraları karıştırırlar. Okulda verilen görevleri, sıradan günlük işleri ya da sorumluluklarını tamamlayamazlar. İşe başlayabilirler ancak dikkatleri hızlı bir şekilde dağılır.
  • ·       Yapacağı işleri düzene koymakta güçlük çekerler. Kişisel eşyalarını düzenli tutmakta zorlanır. Dağınık ve düzensiz çalışırlar. Zaman yönetimleri kötüdür. Zaman sınırlarına uyamazlar. Etkinlikleri vaktinde bitiremezler.
  • ·       Sürekli zihinsel bir çaba gerektiren işlerden kaçınırlar. Bu tür işleri sevmez ya da bu tür işlere girmek istemezler. Okulda verilen ödevler gibi…
  • ·       Sahip olduğu eşyaları sık sık kaybederler. Okul eşyaları, kalemi, defteri gibi….
  • ·       Dikkati dış uyaranlara karşı çok hassastır, kolaylıkla dağılır.
  • ·       Günlük etkinliklerinde unutkanlardır. Okulda verilen ödevleri sürekli unutabilirler, ailesine iletimesi istenen mesajı hatırlamazlar.

Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik: Gelişimsel düzeye uygun olmayan, sosyal ve akademik hayatla ilgili etkinlikleri doğrudan olumsuz etkileyen ve aşağıdaki belirtilerden en az 6 tanesinin en az 6 ay sürdüğü bozukluktur.
  • ·       Sürekli kıpırdanırlar, ellerini ayaklarını vurur ya da oturduğu yerde kıvranırlar.
  • ·       Oturmasının beklendiği durumlarda oturduğu yerden kalkarlar. Örneğin derste sırada oturması gerekirken sürekli bir şeyleri bahane ederek sınıf içinde gezebilirler. Sabit olarak kalmak onlar için çok zordur.
  • ·       Uygunsuz yerlerde ortalıkta koşturur dururlar, bir yerlere tırmanırlar.
  • ·       Boş zaman etkinliklerine sessiz bir biçimde katılamazlar ya da sessiz bir biçimde oyun oynayamazlar. Gürültülüdürler.
  • ·       Her an hareket halindelerdir. Uzun bir süre sessiz-sakin kalamazlar ya da böyle durmaktan rahatsız olurlar. Yaş ilerledikçe bu rahatsızlık bir iç huzursuzluğuna dönebilir.
  • ·       Aşırı konuşurlar. Derslerde susturmak zor olabilir. Konudan konuya atlarlar.
  • ·       Sorulan soruları tamamlanmadan yanıtını yapıştırır, insanların cümlelerini tamamlarlar. Konuşma sırasında sırasını bekleyemezler. Başkalarının sözlerini keserler ya da araya girerler. Oyunların ve etkinliklerin de arasına girebilirler. Etkinliklerde başkalarının arasına girip onların yaptıklarını yapabilirler.
  • ·       Genel olarak sıra beklemeyle ilgili problem yaşarlar, bekleyemezler.
  • ·       Sormadan ya da izin almadan başkalarının eşyalarını kullanmaya başlayabilirler.


Yukarıda yazdığım belirtiler karşıt olmanın, düşmancıl bir tutumun ya da yönergeleri anlayamamanın verdiği bir dışavurumu olmamalıdır. 12 yaşından önce birkaç dikkatsizlik ya da aşırı hareketlilik – dürtüsellik belirtisi olmuştur. Bu birkaç dikkatsizlik ya da aşırı hareketlilik – dürtüsellik belirtisi iki ya da daha çok ortamda vardır. Sadece okulda ya da sadece evde gözlemleniyorsa başka bir problemden kaynaklanan bir savunma olabilir. Ayrıca bu belirtiler mutlaka çocuğun işlevselliğini bozmalıdır.

Bu belirtilere baktıktan sonra ciddi şüpheleriniz varsa bir uzmanla görüşmeniz iyi olacaktır. Aile ve çocukla görüşmeden, ebeveyn ve öğretmene ölçekler uygulanmadan, nörolojik ve psikolojik testler yapılmadan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite tanısı koymak doğru değildir.

TEDAVİ

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun tedavisinde çok yönlü bir yöntem kullanılmaktadır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun düzeyine göre;
Ø  Tıbbi tedaviye başlanmalıdır. Doktorun önerdiği ilaç önerdiği dozda düzenli olarak kullanılmalıdır.
Ø  Aile eğitimi verilmelidir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite aileleri ciddi anlamda zorlayan bir bozukluktur. Bu bozukluğu tedavi edebilmek için ailenin güçlü olması gerekmektedir. Çocuğa karşı sabırlı, anlayışlı davranılmalıdır. Olumlu davranışlar mutlaka takdir edilmelidir. Çünkü Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu olan çocukların kısa aralıklarla pekiştirilmeye, motive edilmeye ihtiyaçları çok fazladır. Bu sayede dikkatleri daha canlı kalabilir. Bu durumun önemini anlamak için aslında çocuğunuza bakmanız yeterlidir. Bu çocuklar bilgisayar oyunlarında dikkatlerini uzun süre koruyup bilgisayar başında hareketsiz vakit geçirebilirken ödev yaparken bunu uygulamakta zorlanırlar. Sebebi işte tam da budur. Bilgisayar oyunu onu motive eden ödüllerle doludur. Ancak ödev yaptığında onu uyaran bir ödül yoktur. Aile pekiştirmeyi ne kadar sık yaparsa bu açıdan çocuk daha çok fayda görecektir. Cezadan uzak durulması çok önemlidir. Ceza olumlu anlamda hiçbir davranış değişikliği sağlamayacaktır. Bilakis olumsuz davranışlar oluşturmasına sebep olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklarda duygu regülasyon kapasitesi de düşüktür. Bu sebeple yoğun duyguların ortaya çıktığı durumda ailenin sakin kalabilmesi ve çocuğu sakinleştirebilmesi çok önemlidir. Aile bu konuda yaşadığı güçlükler için mutlaka bir uzmandan destek almalıdır.
Ø  Psikolojik destek alınmalıdır. Özellikle bu gibi durumlarda oyun terapisinin çok etkili olduğu gözlemlenmiştir. Hatta bazı oyun terapisi ekolleri dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu kabul etmez ve duygu regülasyon problemi olarak değerlendirirler. Bu sebeple tedavi de bu yönde olur. Çocuk duygularını düzenlemeyi öğrendiğinde tedavi de olmuş olur. Bunu öğrenmesi oyun odasında, oyun terapisti eşliğinde mümkündür.  Yaşı oyun terapisi için uygun olmayan çocuklarda ise bilişsel-davranışçı terapiler oldukça etkilidir.
Ø  Özel eğitim programı uygulanmadır.



Uzman Psikolog – Psikolojik Danışman Ebru YURDALAN

28 Kasım 2016 Pazartesi

BOŞANMAYI NASIL ANLATMALI?


Bir çocuğa verilmiş, verilecek olan en güzel hediyedir belki de huzurlu hissettiği bir aile. Anne ve babanın birlikte olduğu, güvenli bir çatı altında sıcacık sohbetlerin yapıldığı, sorunlar olsa dahi birlikteyken aşılacağına inancın tam olduğu bir aile... Çiftler de böyle bir aile hayaliyle yola çıkar genellikle ama o yol hayallerdeki gibi olamayabilir bazen. Zamanla yıpranan, gittikçe zorlaşan bir ilişkiye döner evlilik . Öyle bir an gelir ki yollarının ayrılmasından başka bir çözüm bulunmaz. Anne de baba da bir taraftan kendi ayrılıklarının acısını yaşarken bir taraftan da bu çözümsüzlüğü çocuklarına anlatmak zorundadır ama nasıl?


Anlatmak anne baba için boşanmaya karar vermek kadar zor olabilir. Bu konuda ilk dikkat edilmesi gereken çocuğun yaşıdır. Okul öncesi çağında olan bir çocukla konuşmaya "boşanma" kavramını anlatarak başlayabilirsiniz. Boşanmanın anlaşıldığından emin olduktan sonra kararınızı çocuğunuza açıklayabilirsiniz.

Çocuk boşanma kararını anladıktan sonra kendisini bir kaosun ortasında bulur. Yıllardır sahip olduğu aile dağılacak, hayat rutini bozulacaktır. Çocuğun kafasında onlarca soru belirir, "neden boşanıyorlar, bana ne olacak, kimle kalacağım, annemi ya da babamı ne sıklıkla göreceğim, nerde yaşayacağım, hayatımda neler değişecek...."

Her çocuğun ailesinin durumuyla  ilgili gerçekleri anlamaya hakkı var fakat bu gerçekler sizin çift olarak aranızdaki yaşantılarınız, olumsuz duygularınız değil çocuğun geleceğini belirleyecek olan gerçekler olmalıdır. Anne-baba arasındaki anlaşmazlığa alet etmeden, haklı-haksız savaşına maruz bırakmadan, anlamakta zorlanacağı olayların bilgisini vermeden çocuğun kafasındaki belirsizlikleri gidermek anne ve babanın görevidir. Bu görev tek bir açıklamayla bitecek bir görev de değildir. Çocuğa anne babayla olan görüşme planları söylenmiş olsa bile  çocukta ayrılıkla ilgili kaygılar, korkular devam edebilir. Çocuğu kaygılandıran konular dikkatle dinlenmeli, anlaşılmaya çalışılmalı ve çocuğa sabırla açıklanmalıdır. Kurulan her cümlede "biz ayrılıyoruz ama her zaman senin annenle babanız, her zaman senin arkandayız, görüşmeye devam edeceğiz ve seni hep seveceğiz " mesajını vermek çocuğun kaygılarını hafifletecektir.

Böyle durumlarda sıkça karşılaşılan bir diğer durumsa çocuğun kendini suçlama yönündeki eğilimidir. Daha iyi bir çocuk olsaydı, yaramazlık yapmasaydı belki de bu karar alınmayacaktı şeklinde bir suçluluğu üstlenen çocuk sayısı hiç de azımsanacak gibi değil. Ayrılığın üzüntüsü üzerine böyle bir sorumluluğu üstlenmek çocuk için zordur. Çocuklarınızı bu ağır yükün altında bırakmamak için boşanma sebebi hakkında hiçbir tarafı suçlamadan, bir bilgilendirme yapılmalıdır.

Hayatıyla ilgili somut değişikliklerin bilgisi verildikten ve belirsizlikler giderildikten sonra çocukla duyguları üzerine konuşmak yapılacak en iyi şeydir. iletişim başlı başına bir şifacıdır. Hem size hem çocuğunuza şifa verir. Çocuğunuzun duygusunu ifade etmesini sağlamak, bir diyalog başlatmak için öykü kitaplarından faydalanmanız da işinizi kolaylaştırabilir. Çocuklar için kendi hayatları üzerinden konuşmaları duygularının yoğun olduğu durumlarda zor olabilir. Kendi yaşadıklarının benzerini yaşayan bir hikaye kahramanını görmesi, onun yaşantıları üzerine yorumlar yapması duygularını ifade etme konusunda bir başlangıç olabilir. Duyguları hafifleyip daha konuşulabilir hale geldikçe yaptığı yorumlarda zamir olarak hikaye kahramanını değil kendisini kullanacaktır.

Boşanmanın ardından çocuğunuzda davranışsal problemler, öfke nöbetleri, korkular ve fobiler gözlemlerseniz bir uzmandan yardım alarak çocuğunuzu bu kararın olumsuz etkilerinden korumayı tercih edebilirsiniz.


Uzm. Psk. Ebru YURDALAN 

Şarkılarla Kavramlar -1-

Yeni bir seriye başlıyorum burdan. Adına "şarkılarla kavramlar" demek istedim. Çünkü bazı müzikler bende sadece romantikçe bir ...