Ana içeriğe atla

YAZ

Ne kadar süredir baktığımı bilmediğim tavandan dünyaya dönmem kapı ziliyle oldu. Gelen üst kattaki komşumdu ve arabamı çekmem yönünde benim gündemimle hiç alakası olmayan bir istekte bulundu. Bu sayede düşüncelerimi bir kenara bırakıp arabada buldum kendimi. Eve gelirken aslında bambaşka planlar yaptığımı, özellikle yazmak istediğim konuları hatırladım. Az yemeye karar verdiğim bazı günler daha çok yemem, dinlenmeye karar verdiğim bazı günler envai çeşit iş çıkarmam gibi yazmaya  ayırdığım bugünü de yazmadan geçirdiğimi farkettim. Bu ne yaman çelişki diye düşüncelere dalıyorken kalk dedim kendime, kalk düşündüğünü yaz. Madem ki bugün yazmama konusunda direndin ve madem ki dirençlerin üstüne gitmenin gerekliliği iyi biliyorsun. Ne düşünüyorsan yaz.

Belki okuduğunda çok tanıdık gelen, farklı farklı konularda sıkça ya da seyrek yaşadığın bir durumdan bahsediyorum sayın okuyan. Kimine göre dilemma, kimine göre ambivalans, kimine göreyse otokastrasyon. Baktığın noktaya göre değişen, olayın aynı olduğu ve sonucun bir türlü gerçekleşemediği bir lanet bu. Aslında çözüm basitken ve durup dinlemen gerekirken hayatını zehreden bir eylemsizlik hali. Dinle, çatışan iç seslerine iyice bir kulak ver. O iç ses ki arkasında uzun yıllar ve ilk ilişkilerin var. Henüz kimliğinin oluşmadığı zamanlardan kalan, içselleştirdiğin anne ve babanın sesi aslında konuşan. Mesela otoriter bir şekilde diyor ki bugün yazı yazman gerek. Serde asilik var o yazı yazılır mı? Yaz-ma ! Görünürde öyle de ister ki yazmayı ama içindeki çekişme fırsat vermez. Bir diğer söyleme şekliyse yazarsan üretmiş olacaksın, tam bağımsız bir eylem biçimi, nam-ı diğer kendilik aktivasyonu. Kolay mı kendin olmak? Hem ne gerek var? Yaz-ma! Yemek ye, ne bileyim arkadaşlarınla buluş, bir eylem olsun ama ilerlemeni engelleyen sahteliklerle dolu bir eylem. Bir diğer ses der ki yazarsan görüneceksin. Sakladığın güvenli bölgen savunmasız kalacak. Yaz-ma! Bir de güzel olmayacak, istediğin gibi olmadı sesi var. Çünkü her şey kusursuz olmak zorunda. Yaz-ma !

Ve belki benim değinmediğim bin tane ses çıkacak içinden. Bunu sadece sen bileceksin, sen anlayacaksın, sen çözeceksin. Konuştukça, paylaştıkça, üstüne gittikçe....

Yaz, her sese rağmen yaz !

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gelişim Dönemleri Işığında Ebeveyn-Ergen Çatışması

“Bugünün gençleri lüksten hoşlanıyor. Kötü davranışlar benimsiyor, olumsuz tutumlar kazanıyor. Beden eğitimi ve sporla ilgileneceklerine boş sözlerle zaman geçiriyorlar. Öğretmenleri önünde bacak bacak üstüne atıp bildiklerini okuyorlar. Misafirin önünde gelişigüzel konuşuyorlar. Yaşlılara saygı göstermiyorlar. Onlar odaya gelince yerlerinden kalkmıyorlar. Sofrada güzel yemekleri kapışıyorlar, çok yiyip içiyorlar.”
Sadece bu çağa özgüymüş gibi görünen bu söylemler aslında MÖ 450 yıllarında yaşamış olan Sokrates’e ait. Devirler değişse de cümleler değişmiyor. Eski kuşak, yeni kuşağı benzer sebeplerle eleştiriyor. Bu evrensel ve ortak çatışmanın arka planında iki tarafın yaşadığı adaptasyon sorunun olduğunu düşünüyorum; çocukluktan ergenliğe geçen evlatla, gençlikten yetişkinliğe geçen ebeveynin hem kendi hem de birbirlerinin değişim süreciyle ilgili yaşadığı uyumsuzluk sorunu. Yani yıllardır süren “ergenlik döneminde gencin yaşadığı olağanüstü değişim”i çatışmanın tek sebebi olarak gö…

KÜÇÜK KARA BALIKLAR VE AYRILAMAYANLAR

Sahip olduğum ilk hikaye kitabıydı "Küçük Kara Balık". Ne çok sevmiştim bilseniz! Küçük kara balığın merakıyla meraklanıp, ayrılığıyla hüzünlenmiştim. Gidişi korkutsa da desteklemiştim. Benim için özgürlüğün sembolü olmuştu. Zorlu yolculukların pes etmeyen savaşçısıydı. Aradan yıllar geçti. 4 yıllık bir PDR lisansı, 2 yıllık bir Klinik Psikoloji yüksek lisansı, 3 yıllık bir Psikoterapi Eğitimi ve daha pek çok eğitim sığdırdım ben bu yıllara. Çok okudum, çok araştırdım, çok öğrendim... Öğrendikçe anladım ki her şey küçük kara balığın ayrılmaya karar verdiği anda başlıyor. O kararı veremediğin zaman hayat senin hayatın olmaktan çıkıyor. Annenin, babanın ya da sana bakan ve ayrılamadığın herhangi birinin hayatı oluyor. Yaşın ilerledikçe ayrılamadığın kişiler değişiyor. Bazen öğretmeninden ayrılmak istemiyorsun, bazen sevgilinden... Ayrılmaya karar vermek tek başına kalmak demek çünkü. Kimse tek başına kalmak istemiyor. Ayrılmaya karar vermek belirsizlik demek çünkü. İnsan bilme…

Ilişki Örüntüleri

Merhabalar. Gecenlerde rastladigim ve cok begendim bir kisa filmi paylasmak istedim bugun. Bu kisa filmde sağlıklı/sağlıksız bircok iliski turunu bulabilirsiniz. Sevgi diye tanimlanan ancak  ozunde bir otekini görmeden sadece bireysel ihtiyaclar yuzunden  yapilan davranislar var. Gecmisten getirdikleri yuzunden bir turlu gercek bir iliski kurulamayan partnerler ve yalitilmis hayatlar var. Ucarak baslayip, cakilarak sonlanan gercekten kopuk iliskiler var. Narsisist, borderline, sizoid ve nevrotik dedigimiz kisilik yapilari ve hapsolduklari donguleri var. Birbirini anlamaya calisan ve farkli fikirlerden beslenen esit ve saglikli iliski de var.
Anneler, babalar, cocuklar, çiftler... Herkesin kendinden bir seyler bulabilecegine inaniyorum. Iyi seyirler 🎈