Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KORKU HAKKINDA HER ŞEY

KORKU
Korku, hepimizin  zaman zaman yaşadığı birincil bir duygudur. Ne demektir birincil duygu? Acil bir durumda uygun eylemi yapmak konusunda yardım eden, doğal ve gerekli bir duygu demektir.  Korku sayesinde tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldığımızda savaşma , kaçma veya donma davranışlarından en uygununu seçerek tehlikeyi azaltırız.  Fakat böylesine adaptif bir duygu bazı durumlarda çözülmesi gereken bir probleme dönüşür.
NASIL?
Gerçek bir tehlike olmadığı halde olacağına dair bir beklenti hissediliyorsa, bu beklenti bedensel bazı belirtilere sebep oluyorsa ve bu belirtiler de bazı davranışlara sebep olup hayatınızı zorlaştırıyorsa bu maladaptif hale gelmiş bir korku, yani kaygı veya endişedir. Korkunun psikolojik açıdan değerlendirilmesine geçmeden önce mühim bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Bazı çocukluk korkuları psikiyatrik bir hastalıktan kaynaklanıyor olabilir. Diyelim ki çocuğunuz bazı yaratıklar gördüğünü söylüyor, hatta bu yaratıkların ondan kötü şeyler yapmasını i…

İLK AYRILIK / OKULA UYUM

"Zil çalacak, ziller çalacak, Sizler derslere gireceksiniz bir bir..." diyordu Zeki Ömer Defne şiirinde. Ayrılık için "zil"den daha güzel bir metafor seçilemezdi bence. İnanmıyorsanız annesinden ilk defa ayrılarak okula başlayan çocuklara sorun.
Her ayrılık dramatik olmaz tabi. O sıralara oturmayı heyecanla bekleyen öğrenciler de yok değil. Yıllarca okula giden ablasına/abisine özenmiş, gizli gizli kalemlerini kurcalamıs, yazmış çizmiş, onlarca oyun arkadaşına sahip olmanın hayaliyle yanmış tutuşmuş minikler için bu zil coşkuyla karşılanan bir sesken annesinden ayrılmanın hüznüyle yaşayacağı güzelliklere odaklanamayan çocuklar için korkunç bir hale gelebilir hatta bu adaptasyon sorunu, okula gitmek istememe, okul fobisi ve psikosomatik belirtilerle devam ederek çocuğu hem yorabilir hem de akademik anlamda geleceğini etkileyebilir.  Peki çocuklar arasındaki bu farkın sebebi nedir, neden bazı çocuklar okula kolaylıkla uyum sağlayabilirken bazıları okul fobisi gelişt…

HERKÜL

Kedileri sever misiniz? Şöyle pamuk gibi beyaz bir İran kedisi ya da seçkin bir British? Evet ben de severim. Hatta son yıllarda bir tane edinmek istiyordum ama sağlıklı ve güzel olmalıydı. Sosyal medyada paylaşılan, yardım istenen kedilerden değil. Ne büyük yanılgı !  Bayram için bulunduğum Eskişehirde, amcamlarla birlikte mangal yapmak için gittiğimiz çiftlik evimizde anladım. O gün tanıştığım Herkül sayesinde. Herkül dediğime bakmayın. Bir gözü iltihaplı, diğer gözü resmen dışarda, götürdüğümüz veterinerin söylediğine göre 2 aylık olan cılız bir kedi Herkül. Bu ismi bir kedi kafesinde çıkmayan sesiyle bana korkusunu anlatmaya çalışırken, artık tutamadığım gözyaşlarımla verdim. İsimler yazgıyı belirler derler ya, güçlü olsun diye dualar eşliğinde verdim.  Herkül'ün bir de kardeşi var, daha sağlıklı ama onun da gözleri problemli. karşılaştıktan bir gün sonra kuzenim ve kardeşimle hayvan barınağına götürdük. Bu konulardan pek anlamadığımız için en iyi yer orası olur diye düşündük.…

TUTMAK YA DA TUTMAMAK, İŞTE BÜTÜN MESELE BU !

Düşlerde varolmaya başladığı uzun yıllardan sonra dayanılmaz doğum sancılarıyla gerçek varoluşunu oluşturmak üzere dünyaya gelen, birçok duyguyu aynı anda tek başına minicik bedeniyle size hissettiren bebeğiniz kucağınızda, işlenmeyi bekleyen bir mücevher gibi sizi bekliyor. Size de bu işçiliği öğrenmek düşüyor. Bebeğin anneyi annenin bebeği değiştirdiği, geliştirdiği yetiştirme süreci böyle başlıyor.  
Sürecin başında güven en önemli ihtiyaçken aylar geçip de yürüme öğrenildiğinde güven ihtiyacı yerini merak ve keşif duygularına bırakır. Bu dönemde konulan sınırlar, çocuğu kendi gücünü, sınırları aşma kabiliyetini öğrenmeye iter ve anneyle yaşanan güç savaşları bu dönemde başlar. Çocuk günün birinde elinde çok büyük bir silah olduğunu keşfeder: TUVALET ! Bu zamana kadar kendisine sürekli sınırlar koyan annesi karşısında tek gücün tuvaletini tutmak yada tutmamak olduğunu anlar. Olağan akışında, sağlıklı bir ortamda tuvaletini yapmayı öğrenen bir çocuk kendini kahraman gibi hissederke…

YAZ

Ne kadar süredir baktığımı bilmediğim tavandan dünyaya dönmem kapı ziliyle oldu. Gelen üst kattaki komşumdu ve arabamı çekmem yönünde benim gündemimle hiç alakası olmayan bir istekte bulundu. Bu sayede düşüncelerimi bir kenara bırakıp arabada buldum kendimi. Eve gelirken aslında bambaşka planlar yaptığımı, özellikle yazmak istediğim konuları hatırladım. Az yemeye karar verdiğim bazı günler daha çok yemem, dinlenmeye karar verdiğim bazı günler envai çeşit iş çıkarmam gibi yazmaya  ayırdığım bugünü de yazmadan geçirdiğimi farkettim. Bu ne yaman çelişki diye düşüncelere dalıyorken kalk dedim kendime, kalk düşündüğünü yaz. Madem ki bugün yazmama konusunda direndin ve madem ki dirençlerin üstüne gitmenin gerekliliği iyi biliyorsun. Ne düşünüyorsan yaz.

Belki okuduğunda çok tanıdık gelen, farklı farklı konularda sıkça ya da seyrek yaşadığın bir durumdan bahsediyorum sayın okuyan. Kimine göre dilemma, kimine göre ambivalans, kimine göreyse otokastrasyon. Baktığın noktaya göre değişen, olayı…