Ana içeriğe atla

BOŞANMAYI NASIL ANLATMALI?


Bir çocuğa verilmiş, verilecek olan en güzel hediyedir belki de huzurlu hissettiği bir aile. Anne ve babanın birlikte olduğu, güvenli bir çatı altında sıcacık sohbetlerin yapıldığı, sorunlar olsa dahi birlikteyken aşılacağına inancın tam olduğu bir aile... Çiftler de böyle bir aile hayaliyle yola çıkar genellikle ama o yol hayallerdeki gibi olamayabilir bazen. Zamanla yıpranan, gittikçe zorlaşan bir ilişkiye döner evlilik . Öyle bir an gelir ki yollarının ayrılmasından başka bir çözüm bulunmaz. Anne de baba da bir taraftan kendi ayrılıklarının acısını yaşarken bir taraftan da bu çözümsüzlüğü çocuklarına anlatmak zorundadır ama nasıl?


Anlatmak anne baba için boşanmaya karar vermek kadar zor olabilir. Bu konuda ilk dikkat edilmesi gereken çocuğun yaşıdır. Okul öncesi çağında olan bir çocukla konuşmaya "boşanma" kavramını anlatarak başlayabilirsiniz. Boşanmanın anlaşıldığından emin olduktan sonra kararınızı çocuğunuza açıklayabilirsiniz.

Çocuk boşanma kararını anladıktan sonra kendisini bir kaosun ortasında bulur. Yıllardır sahip olduğu aile dağılacak, hayat rutini bozulacaktır. Çocuğun kafasında onlarca soru belirir, "neden boşanıyorlar, bana ne olacak, kimle kalacağım, annemi ya da babamı ne sıklıkla göreceğim, nerde yaşayacağım, hayatımda neler değişecek...."

Her çocuğun ailesinin durumuyla  ilgili gerçekleri anlamaya hakkı var fakat bu gerçekler sizin çift olarak aranızdaki yaşantılarınız, olumsuz duygularınız değil çocuğun geleceğini belirleyecek olan gerçekler olmalıdır. Anne-baba arasındaki anlaşmazlığa alet etmeden, haklı-haksız savaşına maruz bırakmadan, anlamakta zorlanacağı olayların bilgisini vermeden çocuğun kafasındaki belirsizlikleri gidermek anne ve babanın görevidir. Bu görev tek bir açıklamayla bitecek bir görev de değildir. Çocuğa anne babayla olan görüşme planları söylenmiş olsa bile  çocukta ayrılıkla ilgili kaygılar, korkular devam edebilir. Çocuğu kaygılandıran konular dikkatle dinlenmeli, anlaşılmaya çalışılmalı ve çocuğa sabırla açıklanmalıdır. Kurulan her cümlede "biz ayrılıyoruz ama her zaman senin annenle babanız, her zaman senin arkandayız, görüşmeye devam edeceğiz ve seni hep seveceğiz " mesajını vermek çocuğun kaygılarını hafifletecektir.

Böyle durumlarda sıkça karşılaşılan bir diğer durumsa çocuğun kendini suçlama yönündeki eğilimidir. Daha iyi bir çocuk olsaydı, yaramazlık yapmasaydı belki de bu karar alınmayacaktı şeklinde bir suçluluğu üstlenen çocuk sayısı hiç de azımsanacak gibi değil. Ayrılığın üzüntüsü üzerine böyle bir sorumluluğu üstlenmek çocuk için zordur. Çocuklarınızı bu ağır yükün altında bırakmamak için boşanma sebebi hakkında hiçbir tarafı suçlamadan, bir bilgilendirme yapılmalıdır.

Hayatıyla ilgili somut değişikliklerin bilgisi verildikten ve belirsizlikler giderildikten sonra çocukla duyguları üzerine konuşmak yapılacak en iyi şeydir. iletişim başlı başına bir şifacıdır. Hem size hem çocuğunuza şifa verir. Çocuğunuzun duygusunu ifade etmesini sağlamak, bir diyalog başlatmak için öykü kitaplarından faydalanmanız da işinizi kolaylaştırabilir. Çocuklar için kendi hayatları üzerinden konuşmaları duygularının yoğun olduğu durumlarda zor olabilir. Kendi yaşadıklarının benzerini yaşayan bir hikaye kahramanını görmesi, onun yaşantıları üzerine yorumlar yapması duygularını ifade etme konusunda bir başlangıç olabilir. Duyguları hafifleyip daha konuşulabilir hale geldikçe yaptığı yorumlarda zamir olarak hikaye kahramanını değil kendisini kullanacaktır.

Boşanmanın ardından çocuğunuzda davranışsal problemler, öfke nöbetleri, korkular ve fobiler gözlemlerseniz bir uzmandan yardım alarak çocuğunuzu bu kararın olumsuz etkilerinden korumayı tercih edebilirsiniz.


Uzm. Psk. Ebru YURDALAN 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KÜÇÜK KARA BALIKLAR VE AYRILAMAYANLAR

Sahip olduğum ilk hikaye kitabıydı "Küçük Kara Balık". Ne çok sevmiştim bilseniz! Küçük kara balığın merakıyla meraklanıp, ayrılığıyla hüzünlenmiştim. Gidişi korkutsa da desteklemiştim. Benim için özgürlüğün sembolü olmuştu. Zorlu yolculukların pes etmeyen savaşçısıydı. Aradan yıllar geçti. 4 yıllık bir PDR lisansı, 2 yıllık bir Klinik Psikoloji yüksek lisansı, 3 yıllık bir Psikoterapi Eğitimi ve daha pek çok eğitim sığdırdım ben bu yıllara. Çok okudum, çok araştırdım, çok öğrendim... Öğrendikçe anladım ki her şey küçük kara balığın ayrılmaya karar verdiği anda başlıyor. O kararı veremediğin zaman hayat senin hayatın olmaktan çıkıyor. Annenin, babanın ya da sana bakan ve ayrılamadığın herhangi birinin hayatı oluyor. Yaşın ilerledikçe ayrılamadığın kişiler değişiyor. Bazen öğretmeninden ayrılmak istemiyorsun, bazen sevgilinden... Ayrılmaya karar vermek tek başına kalmak demek çünkü. Kimse tek başına kalmak istemiyor. Ayrılmaya karar vermek belirsizlik demek çünkü. İnsan bilme…

HERKÜL

Kedileri sever misiniz? Şöyle pamuk gibi beyaz bir İran kedisi ya da seçkin bir British? Evet ben de severim. Hatta son yıllarda bir tane edinmek istiyordum ama sağlıklı ve güzel olmalıydı. Sosyal medyada paylaşılan, yardım istenen kedilerden değil. Ne büyük yanılgı !  Bayram için bulunduğum Eskişehirde, amcamlarla birlikte mangal yapmak için gittiğimiz çiftlik evimizde anladım. O gün tanıştığım Herkül sayesinde. Herkül dediğime bakmayın. Bir gözü iltihaplı, diğer gözü resmen dışarda, götürdüğümüz veterinerin söylediğine göre 2 aylık olan cılız bir kedi Herkül. Bu ismi bir kedi kafesinde çıkmayan sesiyle bana korkusunu anlatmaya çalışırken, artık tutamadığım gözyaşlarımla verdim. İsimler yazgıyı belirler derler ya, güçlü olsun diye dualar eşliğinde verdim.  Herkül'ün bir de kardeşi var, daha sağlıklı ama onun da gözleri problemli. karşılaştıktan bir gün sonra kuzenim ve kardeşimle hayvan barınağına götürdük. Bu konulardan pek anlamadığımız için en iyi yer orası olur diye düşündük.…

ÖLÜMÜ ANLAMAK / ANLATMAK

"Ölüm karşısında herkes acemidir; ben de öyleyim. Hala hayattaysanız aziz okur, şansınız var : Acemi şansı. "
Murat Menteş
Hakkında söylenen milyonlarca söze rağmen çoğu zaman kör noktamızda bulunan bir gerçekten söz etmek istiyorum. Her ne kadar bir gün deneyimleyeceğimiz bilgisine sahip olsak da, bir türlü hissedemediğimiz ve hissetmemek için de bütün savunmalarımızı kullandığımız bir gerçek: Ölüm ve çocuğa ölümü anlatmak.

İnsanlık tarihine baktığımızda her şeyi bilmek, önceden kestirebilmek ve kontrol etmekle ilgili isteğimizin deterministik bir bilim anlayışını doğurduğunu görüyoruz. Bu bilimsel anlayış bize aynı nedenlerin aynı sonuçlara sebep olduğu görece güvenli bir dünyayı vaadediyordu. Fakat izafiyet teorisinin ortaya çıkışıyla dünyanın böyle bir yer olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldık. Yeni bilimsel paradigma dünyanın  kendini her an yeniden şekillendiren, aynı nehirde iki kez yıkanmanın mümkün olmadığı bir belirsizlikten söz etti bize. İşte çağımız insa…